Milliyetler ve Sömürgeler Meselesi üzerine konuşma

İsmail Hakkı

Rusya devriminden sonra; Avrupalı emperyalistlerin Türkiye’yi aralarında paylaşmalarından sonra; İngiliz ve Fransız kapitalistlerinin ikiyüzlülüğü Türkiye halkının gözünde açığa çıktığı zaman, Türkiye’de yeni bir hareket, bir özgürlük hareketi başladı.

  • Değerlendirmeler
  • |
  • Güncel
  • |
  • 26 Eylül 2020
  • 18:50

İsmail Hakkı Yoldaş

10 Eylül 1920’de toplanan TKP Kuruluş Kongresi’nde İsmail Hakkı adını taşıyan üç önemli delege var: Hilmioğlu İsmail Hakkı, (Kayserili) İsmail Hakkı ve Topçu (binbaşı) İsmail Hakkı. Bu isimlerden ilk ikisi, Hilmioğlu İsmail Hakkı ve (Kayserili) İsmail Hakkı kongrede 7 kişilik Merkez Komitesi’ne seçilmişlerdir. Hilmioğlu İsmail Hakkı ile Topçu İsmail Hakkı, Mustafa Suphi ile birlikte katledilenler arasındadır.

Burada metnini yayınladığımız İsmail Hakkı (Kayserili) 1887 İstanbul doğumludur. Aynı şehirde üniversiteyi bitirmiş bir öğretmendir. Aralık 1918’den itibaren Türkiye Komünist teşkilatı üyesi. 1920 yazında toplanan Komünist Enternasyonal II. Kongresi’nde Türkiyeli komünistleri temsil etmiş, kongrenin beşinci oturumunda burada yayınladığımız konuşmayı yapmıştır. Ardından Bakü Doğu Halkları Kurultayı’na katılmış, kurultayda Propaganda ve Eylem Kurulu’na üye olarak seçilmiştir. 10 Eylül’de 1920’de toplanan TKP Kuruluş Kongresi’ne katılmış ve Merkez Komitesi’ne seçilmiştir. Mustafa Suphiler Türkiye’ye dönerken, İsmail Hakkı TKP Harici Büro’nun başkanı olarak Bakü’de kalmıştır. Daha sonraki yaşamı Sovyetler Birliği’nde geçmiştir. Uzun yıllar KUTV’da (Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi) öğretim üyesi olarak çalışmıştır.

İsmail Hakkı, bu aralar sık sık kullandığımız resimde, sol baştaki kişidir.

(Komünist Enternasyonal II. Kongresi)

Lenin yoldaşın tezleri üzerine, özellikle de İslamizmi ele alan bölümü hakkında konuşmak istiyorum. Bu mesele özellikle büyük bir ilgi gerektirmektedir. Türk Sultanlarının Suriye ve Mezopotamya’yı fethettikleri günlerden, İslam dünyasının kutsal yerlerine giden yolu ellerine geçirdikleri günlerden bu yana, Türk iktidar sahipleri, Doğunun, Afrika’nın ve diğer ülkelerin Müslüman olan bütün halklarını birleştirmeye çalışmışlardır. Kutsal yerler ve özellikle de demiryolları Sultanların eline geçtikten, Müslümanlığın kalbinin attığı yer ellerine geçtikten sonra Türk Sultanları, her yerde ve her şekilde Panislamizm vaazı verip durmuşlar, Doğuda ve Afrika’da yaşayan bütün halk topluluklarını, bütün Müslüman ülkeleri Türkiye etrafında birleştirmek istemişlerdir.

Ne var ki, 1908 yılında patlak veren Jön Türk devrimiyle iktidar Jön Türklerin eline geçti. İktidarı ele geçiren liberal burjuvazi, bütün bu halk topluluklarını birleştirmek için yeni yollar aramaya başladı. O sıralarda Rusya’da Tatarlar, Türkistanlılar, Başkırlar, Kafkas Türkleri ve daha pek çok başka halk, Çarlığın kamçısı altında inliyordu. İşte bu dönemde, Panislamizm düşüncesinin karşısına çıkarılan Pantürkizm buralara nüfuz etti. Panislamizm, değişik diller konuşan değişik halk topluluklarını birleştiremiyordu. Daha sonraları Jön Türklerin sahip çıktığı Pantürkizm düşüncesi ise, Kazan’dan Türkistan’a ve Kafkasya’ya kadar bütün Türk halklarını, Türkiye’nin tümü ve İran’ın bir bölümüyle kaynaştırmayı amaçlıyordu. Pantürkistlerin hedefi, işte bu muazzam genişlikteki bölgeyi birleştirmekti. Ama bütün bu hayaller, kağıt üzerinde kalmaya mahkumdu.

Rusya devriminden sonra; Avrupalı emperyalistlerin Türkiye’yi aralarında paylaşmalarından sonra; İngiliz ve Fransız kapitalistlerinin ikiyüzlülüğü Türkiye halkının gözünde açığa çıktığı zaman, Türkiye’de yeni bir hareket, bir özgürlük hareketi başladı. Bugün demokratik partilerin (Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kastediliyor) önderliğinde yürütülen Anadolu hareketi, İttifak Devletlerinin Türkiye’yi amansızca sömürme çabalarına verilen en iyi cevaptır. Özellikle İstanbul’un işgali, ateşi körüklemiş ve hareket daha da büyük bir hızla gelişmiştir. İttifak Devletlerine düşman olan ve içleri emperyalizme karşı asırların kiniyle dolu bütün güçleri etrafında toplayan Anadolu’daki devrimci devlet, şimdi Avrupa emperyalizmine karşı mücadeleye hazırlanıyor. Emekçi Türkiye, İttifak Devletlerinin kendisini bir daha köleleştirmesine izin vermeyecektir. Emekçi Türkiye’nin en iyi dostu olan Rusya devrimi sayesinde Türkiye halkı, çok yakın bir gelecekte tam özgürlüğüne kavuşacak ve bütün ülkelerin emekçileri ile birlikte bütün dünyadaki emperyalistlere karşı mücadeleye girişecektir.

28 Temmuz 1920