Koronavirüs ve “petrol savaşları”

A. Engin Yılmaz

Sahnede Rusya ve Suudi Arabistan görünse de, söz konusu olan Moskova ile Washington’un petrol piyasaları üzerindeki kavgasıdır.

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Dünya
  • |
  • 20 Mart 2020
  • 18:38

2020 yılının başlarında dünya yeni bir virüsün etkileriyle sarsılıyor. Dünya ölçüsünde yayılarak toplumsal yaşamın her alanını derinden etkileyen koronavirüs, küresel bir sağlık sorunu haline gelmekle kalmadı, aynı zamanda dünya ekonomisinin krizini derinleştirecek etkenleri de tetiklemiş oldu. Petrol krizine de ek bir ivme kazandırdı.

Salgının dünya ekonomisi üzerindeki uzun vadeli etkilerinin neler olacağı konusunda belirsizlikler sürerken, petrol piyasalarında Rusya ve Suudi Arabistan eksenli sarsıcı gelişmelere yol açtı. Dünya kapitalist ekonomisinde 9 Mart’ta “Kara Pazartesi” yaşandı. Küresel sermaye piyasaları son on yılın en keskin düşüşlerini kaydetti. Petrol fiyatlarındaki ani düşüşün ekonomiye olası etkisinin beklenenden daha ağır olabileceği endişesi borsalardaki düşüşü ayrıca tetikledi.

Salgının petrol talebinin düşmesine yol açması karşısında üretim kesintisi gündeme gelmişti. Viyana’daki toplantıda bunun karara bağlanması bekleniyordu. OPEC petrol karteli ve Rusya’yı da içeren OPEC+ ülkelerinin temsilcileri 5-6 Mart tarihlerinde Viyana’da toplandılar. Dünyanın iki numaralı ihracatçısı olan Rusya’nın salgının talepte yarattığı olumsuz etkiyi gidermek için kesintiye gitme kararını reddetmesi, toplantının anlaşmazlıkla sonuçlanmasına neden oldu. Suudi Arabistan buna karşılık olarak üretimi geniş ölçüde artıracaklarını açıklayarak Rusya’ya sert tepki gösterdi. Dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan merkezli Aramco şirketi üretim kapasitesini günlük 12 milyon varilden 13 milyona yükselteceğini duyurdu. Suudiler ana petrol ürünlerinin fiyatlarını düşüreceklerini açıkladılar. 

İran petrol bakanı toplantı için, “OPEC tarihinin gördüğüm en kötü toplantılardan biriydi” derken, bir enerji analisti ise durumu, “Bu, tarihin en ciddi petrol fiyatı krizlerinden birini tetikleyecek” sözleriyle özetledi.

Başarısız müzakerelerden sonra petrol fiyatları 35 dolar seviyesine geriledi. Bu, 1991’deki Körfez savaşından bu yana son 30 yılın en büyük düşüşü oldu. Uzmanlar fiyatların 20 dolara kadar düşebileceğini söylüyorlar. Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki bu gelişmeler “petrol savaşları”na yeni bir ivme kazandırmış görünüyor. 

Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki petrol savaşı

OPEC petrol karteli ile Rusya gibi OPEC+ olarak adlandırılan üretici ülkeler arasındaki anlaşmazlık “petrol savaşları”na yol açarak dünya ekonomisi üzerinde etkilerde bulunuyor. Bilindiği üzere 2014 ve 2015 yıllarında da petrol fiyatlarında sert bir düşüş yaşanmış, Ocak 2016’da 29 dolara kadar inmişti. Bunun ardında OPEC ile Rusya arasında bir anlaşmaya varılarak, üretimin günde 2,1 milyon varil azaltılmasına karar verilmiş, böylece fiyatlar yükselmeye başlamıştı. Fakat gelinen yerde koronavirüs nedeniyle yaşanan talep daralması üzerine yeni bir kriz yaşanmaktadır.

Bu kez durum daha farklı görünüyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre (IEA), küresel petrol talebi bir önceki yıla göre, daha çok Çin’den kaynaklı olarak ciddi düzeyde azalmış durumda. Zira Çin dünyadaki en büyük petrol ithalatçılarından biridir. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 10’unu tüketmektedir. Virüs salgını Çin ihracatının yüzde 17 oranında düşmesine neden olmuştur.

Rusya petrol üretiminde kısıntıya gitmeyi reddedince, Suudiler üretimi artırarak fiyatları düşüreceklerini ilan ettiler. Moskova’nın bu anlaşmaya yanaşmamasının temel nedenlerinden biri, Rusya’nın petrol piyasasındaki pazar payını ABD’li kaya petrolü üreticilerine kaptırma endişesi. Zira Rusya’da son yıllarda birkaç kez üretim düşürüldü ve bu durum OPEC ülkeleri ve Rusya’nın pazar payının ABD’li kaya petrolü üreticilerine geçmesine neden oldu.

Suudi Arabistan ve Rusya en fazla petrol ihracatı yapan iki ülke. Petrol ihracatı bu ülkelerin ekonomisi için yaşamsal önemde. Bu durum, ana zenginlik kaynağı petrol olan Suudi krallığı için daha çok geçerli. Zira bütçenin yüzde 80’den fazlası bu gelire dayanıyor. Rusya bütçesinin yüzde 37.5’ini petrol gelirlerinden sağladığı için daha az bağımlı durumda. 

Dolayısıyla, petrol fiyatlarındaki sert düşüşten en çok Suudi Arabistan ekonomisinin zarar görmesi bekleniyor. Zira Riyad’ın bütçesini dengeleyebilmesi için petrolün varil fiyatının yaklaşık 80 dolar olması gerekiyor. Rusya ise bütçe dengesini sağlayabilmek için petrol fiyatlarının 42 dolar civarında olmasına ihtiyaç duyuyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşün sürmesi durumunda, her iki ülkenin bütçelerinde önemli açıklar oluşacak.

Rusya petrol üretiminde kısıtlamalar nedeniyle küresel piyasalarda oluşan boşluktan ABD’nin faydalanacağını düşündüğü için, bunun yarar sağlayacağına inanmıyor. Zira enerji sektöründe kaya gazı ve petrol “devrimi”nde yaşanan gelişmeler, ABD’yi önemli bir petrol ihracatçısı konumuna yükseltti ve Ortadoğu petrollerine bağımlılığını azalttı. Rusya’nın Avrupa’ya enerji tedarikindeki etkin rolünü dengelemek isteyen Washington, gelişmelerden memnun görünüyor. Trump, “OPEC’i sevmiyorum” twitleri atıyor. Ancak kaya petrolü yüksek teknoloji ve maliyeti gerektiriyor. Bu nedenle söz konusu sektör iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir. Bu da ABD ekonomisinin büyümesine darbe vurabilir.

Dolayısıyla sahnede Rusya ve Suudi Arabistan görünse de, söz konusu olan Moskova ile Washington’un petrol piyasaları üzerindeki kavgasıdır. 

Küresel piyasalarda düşüş 

OPEC ülkelerinde koronavirüsün yayılması, 9 Mart günü dünya çapında borsaları aşağı çekti. Asya ve Avrupa’daki büyük düşüşlerden sonra, New York Wall Street’te de keskin bir düşüş yaşandı. Koronavirüs krizine Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki petrol fiyatı çatışması eklendi. Bu durum borsada paniği ayrıca tetikleyen bir rol oynadı. Önce Asya borsaları, ardından Avrupa ve son olarak Amerikan borsalarında sert düşüşler gerçekleşti. 

Milano Menkul Kıymetler Borsası’ndaki büyük düşüşler yaşandı ve İtalyan bankaları ciddi sorunlarla yüzyüze kaldı. Şangay ve Shenzhen’deki en önemli şirketlerin endeksi yüzde 3.4’e gerilerken, Güney Kore’de endeks yüzde 4.2’ye düştü. Asya piyasalarında Japon hisse senetleri yüzde 6’dan fazla değer kaybederken, Avrupa piyasalarında daha büyük düşüşler yaşandı. ABD’de S&P 500 endeksi yüzde 7 civarında düşerken, Amazon ve Microsoft gibi şirketler bir günde 5-6 milyar dolara ulaşan değer kayıplarına uğradılar. Uzun yıllar sonra ABD borsalarında işlemlere ara verilmek zorunda kalındı. On yıllık Amerikan Hazinesi tahvil faizleri ilk defa yüzde 0.5 düzeyinin altını düştü. 

Kimi banka uzmanları, “Çöküşün büyüklüğü, geçici bir süre umudun olmadığını gösteriyor” diyerek, durumun ciddiyetine işaret ediyorlar. Bazı uzmanlar ise 1929 ve 1987 borsa çöküşüyle ​​karşılaştırmalar yapıyorlar. 

Koronavirüs salgınının etkileri petrol piyasasındaki fiyat savaşlarıyla ağırlaşarak, küresel resesyon olasılığını daha da arttıracak gibi görünüyor. OECD, dünya ölçüsünde ekonomilerde zaten yavaşlamış olan büyümenin bu yıl yarıya düşme olasılığına dikkat çekiyor. Dolayısıyla koronavirüs ile birlikte petrol krizi ekonomik krizin derinleşmesinde tetikleyici bir rol oynuyor.

İLİŞKİLİ HABERLER