Engels’in 200. doğum yılı… 2020 Friedrich Engels Yılı!

A. Eren

“Engels Yılı”nı bilimsel sosyalizmin yaratıcılarının dünya görüşlerine uygun tarzda kutlamak, eserlerini işçi sınıfının devrimci pratiğine ışık tutacak şekilde incelemeyi ve irdelemeyi gerektiriyor.

  • Kızıl Bayrak yazıları
  • |
  • Güncel
  • |
  • 28 Kasım 2019
  • 09:02

Sınıf bilinçli proleterlerin yaşadığı ve mücadele ettiği her yerde o anılacaktır!”

W. Liebknecht

 

28 Kasım 1820’de doğan Friedrich Engels 5 Ağustos 1895’de öldü. Onun yaşadığı yüzyılda kapitalist üretim tarzı hızlı bir gelişme yaşamış, burjuvazinin egemenliği kelimenin gerçek anlamıyla zafer kazanmıştı. Buna paralel olarak işçi sınıfı hareketi de tarih sahnesine çıkmıştı. Engels son nefesine kadar bu sınıfa aitti.

Engels’in 200. doğum gününü anmak için 2020 yılına odaklanılmış bulunuyor. Marx’ın doğumunun 200. yılında olduğu gibi bilimsel sosyalizmin yaratıcısı Engels de dünyanın birçok yerinde aynı coşkuyla anılacak.

“İki insan tek yaşam”

Engels’in adının Karl Marx ile birlikte anılması tartışmasızdır.

Marx’ın kızı Eleanor her ikisinin de yaşamın ateşi dışında kalan teorisyenler olmadıklarının altını çizer: “Gerçekten bu iki insan, işçi yaşantısından uzak ve ayrıklınmış̧ halde yaşayan entelektüel önderler, teoriciler, filozoflar olmakla yetinmediler; genelkurmayını oluşturdukları bu devrimin neferleri olarak mücadelede her zaman ön safta yerlerini aldılar.”

Paul Lafargue ise, “Yaşamları içiçeydi, denilebilir ki iki insanın tek yaşamı vardı” der.

Marx’sız geçen 12 yıl

Engels tam 12 yıl, yanında Marx olmadan, işçi hareketinin önündeki sorunlara sadece teorik değil, pratik müdahalelerde de bulunmaya devam etti. Uluslararası işçi hareketinin tüm örgütlü güçlerinin başvurduğu, görüşlerini ve tavsiyelerini almaya çalıştığı kişi oldu. Ama o, “Marx görseydi”, “Marx yaşasaydı”, “bu onun eseri” diyerek, her defasında Marx’ın rolünün altını kalınca çizdi.

28 Kasım 1890 Engels’in 70. doğum günüdür. Dünyanın birçok ülkesinden kendisine yönelik sevgi ve saygı ifadeleriyle dolu mektuplar alır. Doğum günü vesilesiyle değişik ülkelerdeki sosyal demokrat hareketin basınında Engels’in hayatı ve mücadelesine ilişkin yazılar, makaleler, şiirler vb. yayımlanır. Engels Almanya, Avusturya ve Macaristan’daki parti gazetelerinin redaksiyonlarına mektup yazarak, yeniden ve yeniden Marx’ın rolünü vurgular ve benden başka bu gerçeği kimse bilemez der. Gönderilen çelenklerin Marx’ın mezarının üzerine konulması ricasında bulunur.

1893’te Avrupa seyahatine çıkar. II. Enternasyonal’in Zürih Kongresi’ne katıldıktan sonra Viyana ve Berlin’de sosyal demokrat partiler tarafından organize edilen işçi toplantılarına katılır. Viyana’daki coşkulu karşılama karşısında, “ne yazık bu sevgi selinin gösterilmesi gereken kişi Marx’tır, bu da benim kaderim” diyerek üzüntüsünü ifade eder.

“Bireyler değil aslolan proletaryanın devrimci davasıdır”

Engels yoldaşları ve dostlarına her zaman, proletarya hareketinin merkezinde kişilerin değil devrim davasının olması gerektiği uyarısında bulunmuştur. Proletaryanın egemen burjuvazi tarafından yoksulluğa, cehalete, sömürüye mahkûm edilmesine yolaçan toplumsal temeli tasfiye etmenin asıl gündemi oluşturması gerektiği üzerinde titizlikle durmuştur. Aslolan işçi sınıfı davasıdır, kişiler ondan sonra gelmelidir.

1891 yılında 71. doğum gününü kutlamak isteyen Londra İşçi Korosunun hazırlıklarına ilişkin şunları yazar: “Marx ve ben kişilere odaklı her türlü resmi kutlamalardan, gösterilerden, eğer büyük bir amaca hizmet etmiyorsa, uzak durduk. Özellikle de hayatta olduğumuz dönemde yapılan kutlamalardan! Beni onurlandırmak üzere böyle bir hazırlık yapıldığını önceden duysaydım, zamanında korodaki yoldaşlara en içten teşekkürlerimi ileterek bundan vazgeçmelerini isterdim.”

Engels’in kişiler odaklı övgülere karşı ne kadar hassas olduğu Zürich’te yaşayan Plehanov’a yazdığı mektuptan da anlaşılmaktadır. Plehanov 16 Mayıs 1894 Engels’e “Cher maitre” (Saygıdeğer usta) diye başlayan bir mektup kaleme alır. Engels yanıtında, bunun ilkelere ters düşen bir yaklaşım olduğunu belirtir. “Benim sevgili Plehanov’um, öncelikle bana “meister” (usta) diyerek hitap etme zahmetine girmeyiniz. Benim adım kısaca Engels’tir” der.

“15 Şubat 2020 - 20 Şubat 2021 Engels yılı”

Friedrich Engels’in dünyaya geldiği kent olan Wuppertal üç yıldır, tarihinin en ünlü “çocuğu”nun 200. yılını kutlama hazırlıklarını yapıyor. “15 Şubat 2020-20 Şubat 2021 Engels yılı” yüzden fazla etkinlikle kutlanacak. Değişik içerikte toplantılar, bilimsel kongreler, sergiler, Engels’in hayatından kesitler bir yıl boyunca gündemi oluşturacak. Bunun için Alman hükümeti ve eyalet yönetimi 3 milyon avroluk bir bütçe ayırmış bulunuyor. Düzenlenecek etkinliklerin doruk noktası 28 Kasım 2020, yani Engels’in 200. doğum günü olacak. Engels ailesinin restore edilen villası o gün kamuoyuna açılacak. Kısacası, “Engels Yılı” bir yıl boyunca Wuppertal ve Kuzey Ren Vestfalya için bir “pazarlama atraksiyonu” olarak kullanılacak. Başta Çin olmak üzere dünyanın birçok bölgesinden yoğun bir ilgi olacağı düşünülüyor. Bu ilgiyi gözeten eyalet hükümeti başbakanı Armin Laschet (CDU/Hristiyan Demokrat Partisi) hazırlıkların hamiliğine soyunmuş bulunuyor.

Öte yandan, 200. yıl vesilesiyle Almanya başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde Engels’in temelde fikirleri üzerinden anılacağı, mücadele ettiği işçi sınıfının devrimci davasının sorunlarının farklı yönleriyle tartışılacağı etkinlikler de düzenlenecektir, tıpkı Marx’ın 200. yılı etkinlikleri gibi...

“Bunlar gerçek insanlardır!”

İşçi sınıfının kurtuluş davasının yılmaz savaşçısını, bilimsel sosyalizm öğretisinin yaratıcılarından birini 200. yılında anmanın önemi yeterince açık. Engels’in eserleri akademik tahliller değildir. İşçi sınıfının kapitalist toplum düzenini tasfiye ederek, sınıfsız bir toplum yaratma çabasının bilimsel olarak aydınlatılmasıdır.

Dünya devrimci işçi hareketi Marx ve Engels’in kaleminden çıkan “Komünist Manifesto”nun ilkeleri üzerinde yükselir.

Ocak 1917’de Lenin Innesa Armand’a şunları yazar: “Engels’in ‘Konut sorunu’nu bir daha okudum. Tanıyor musunuz? Muhteşem! Hala Marx ve Engels’in ‘aşığıyım’ ve onlara yapılan en ufak bir hareketi sakin şekilde kabul etmem mümkün değildir. Hayır, bunlar gerçek insanlardır! Onlardan öğrenmek gerekiyor! Bu zemini hiçbir zaman terk etmemeliyiz. Bu zemini hem sosyal şovenistler hem de Kautskyler terk etti.”

Marksist parti öğretisi her türlü oportünist akıma karşı büyük oranda Engels tarafından savunuldu ve geliştirildi. Marksist felsefe, Engels’in Lenin ikinci kez okuduğum dediği “Konut Sorunu”, “Anti-Dühring”, “Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm”, “Doğanın Diyalektiği”, “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni”, “Ludwig Feuerbach ve Klasik Alman Felsefesinin Sonu”, “Tarihte Zorun Rolü” yapıtları okunmadan anlaşılamaz.

Marx’ın ölümünden sonra işçi hareketinin sorunlarını Engels tek başına omuzlarında taşıdı. Parti öğretisi yanında, devrim teorisi, ittifaklar sorunu, demokrasi ile sosyalizmin diyalektik ilişkisi, vb. pek çok sorunu ele aldı.

1895 yılında Marx’ın “Fransa’da Sınıf Mücadeleleri” kitabına önsöz yazan Engels, işçi sınıfının zafer kazanacağına dair inancını yineliyordu. “Kuşkusuz, yabancı ülkelerdeki yoldaşlarımız devrim yapma haklarından vazgeçmiyor. Zaten devrim yapma hakkı, tek gerçek ‘tarihsel hak’tır”.

“Engels Yılı”nı bilimsel sosyalizmin yaratıcılarının dünya görüşlerine uygun tarzda kutlamak, eserlerini işçi sınıfının devrimci pratiğine ışık tutacak şekilde incelemeyi ve irdelemeyi gerektiriyor.